Kutsal Kış / Holly Winter

“Kış hakkında yazmak için ısınmam gerekti ve hepimiz biliyoruz ki kışın ısınmak hiç de öyle kolay birşey değildir. Isınmak için dolandım durdum, oradan oraya zıpladım kışı seven, sevmeyen bir sürü insanla, insanı kelimeleriyle üşüten ve ısıtan yazalarla, şairlerle karşılaştım.”

Kutsal Kış / Holly Winter

Ne yalan söyleyim sevmiyorum Kış’ı. O da beni sevmiyor. 

 

“Karşılık teorisine” göre (tamamen bana ait bir teoridir) böyle olması gerekir  ve aynen böyledir. Bu teorime  göre “karşılıksız  aşk yoktur” ama bu başka bir mevsim konusudur.
Kış hakkında yazmak için ısınmam gerekti ve hepimiz biliyoruz ki kışın ısınmak hiç de öyle kolay birşey değildir.
Isınmak için dolandım durdum, oradan oraya zıpladım kışı seven, sevmeyen bir sürü insanla, insanı kelimeleriyle üşüten ve ısıtan yazalarla, şairlerle karşılaştım.
Paltolar giyildi, atkı, şapka ve eldivenler  takıldıysa yola çıkalım.
  • Kışın en soğuk olduğu yerden başlayalım. Kışı aramak üzere yola çıkıp, kışın anayurdu neresi diye sorar  Riki adında bir çocuk,  Soğuktan Korkmayan Tek Kuş adlı kitapta. “Çok uzak olmayan bir geçmişte öylesine bir kış yaşandı ki, böylesi hiç görülmemişti” diye başlayan kitap kışı öyle bir anlatır ki okurken insanın içi titrer. Zaman mekan algısını şaşırtan çok çok güzel bir çocuk kitabıdır. Sadece çocuk kitabı olduğu şüphelidir.  Tıpkı “Alice Harikalar Diyarında”  adlı çocuk kitabı olduğundan emin olamayacağımız çocuk kitabındaki  gibi bir başkasının rüyasını izlediğimi düşünmüştüm hep kitap boyunca. BirDolapKitap ‘da aynısını hissetmiş ve uzun uzun anlatmış. Çocuk kitapları okuyup onları anlatan iki tatlı insan Banu ve Yıldıray ile tanışmamışsanız şimdi  dolabın  şu kapısından girip hem onları tanıyıp hem de en soğuk kışın nerede olduğunu öğrenebilirsiniz. 

 

  • Rilke, soğuk mevsimi birinin iç bahçesine bakma zamanı olarak görüyormuş. “Kışın derinliklerinde, yenilmez bir yaz olduğunu öğrendim” demiş Albert Camus.  “İlkbaharda kış hatırlamadıysak, o kadar da hoş olmayacaktı” diye anlatmış Adam Gopnik, kış için yazdığı  lirik aşk mektubunda. Eğer Maria Popova  Brainpickings adını verdiği sayfaları yazmasaydı bunların hiç birini bilemeyecektim. Acaba Popova 100 kişilik bir ekip mi ? diye düşünüyordum bazen. Bu yazıyı hazırlarken öğrendim ki sahiden tek başına yazıyormuş yazılarını. Bunca güzel şeyi hazırlayabilmek için  haftada 12-15  kitap okuyup, yüzlerce içeriği inceliyormuş. Onun ayda 450 saat uğraşarak oluşturduğu kütüphanede kışla ilgili neler buldum neler. Önce şundan başlayın. Evet blogun dili İngilizce, ama bir gram ingilizce bilmiyorsanız bile çekinmeyin googletranslate e bir şans verin, Kendine öyle çeki düzen vermiş ki alkışlamak istedim.

 

  • Hala Brainpickings deyiz. Her sene sonunda yılın en iyi kitaplarını, en iyi çocuk kitaplarını seçer ve özetler Maria. En en sevdiğim yazıları bunlar. Çekirdek alıp, çayın altını yakıp, battaniyeyi üzerime çekip keyifle okurum. Galiba kış mevsiminin  en sevdiğim anlarından biri bu. Bu sene 2016’nın en iyi bilim kitapları içinde kış kadar soğuk ve beyaz bir kitap var. Kitaplığın rafından çektiği bir kitaptan, küçük bir kutup ayısının, hayatının ve arkasındaki bilimin garip ve muhteşem dünyasını keşfetmeye başlayan küçük bir kızın hikayesi anlatılıyormuş bu kitapta.  Maria diyor ki; “Kutup ayısının yalnızlığa olan sevgisini, Sarı-beyaz kürkünün altına gizlenen siyah bir cildi olduğunu, gözlerini sert Arctik ışığından koruyan entegre güneş gözlüğünü,, niçin olağandışı uzun boyunlu  olduğu ve pençelerinin neden içe doğru evrimleştiğini “ resimli bir çocuk kitabından öğrenebilirsiniz. Bilimin böylesine daha bir  bayılıyorum. Merak ettiniz değil mi? En iyi bilim kitapları listesi burada aşağı doğru inip 7. kitapta durun ama eminim oraya gelmeden  anlatılan diğer kitapları kurcalamaya başlayacaksınız. Kaybolmak istemeyenler için buyrun Kutup Ayısı kitabı kısayolu 

 

  • Gelelim son söze. Ben başta bahsettiğim kış aşkını kendime görmeyince başka yerlerde arayım dedim, umutsuzca okudukça okudum ilk başlarda. Ben okurken havalar soğudu,kış kapıya geldi, kış kış diye kıvranırken yanlışlıkla bir çocuk kitabı yazmışım hatta (Daha önce de çocuk kitabı yazma denemelerim olmuştu, yıllarca onlarca deneme, herbirine aldığım “malesef”  cevabından sonra sarı yapışkanlı kağıtlara yazığım bu cümlelerin kitap olabileceğine hala inanamıyorum.) Tek aksilik bu da değil, inanılmaz ama  tam bitirecek gibi oldum elektrikler kesildi. Sadece bizim evde değil İstanbul’un her yerinde. Üşüdük hep beraber. Soğuktan ve kıştan daha çok konuşur olduk. Karlı kışlı film önerileri geldi. Coen Kardeşlerin Oskarlı filmi Fargo’da kış öyle bir serttir ki ona bir baksana dedi bir arkadaşım.Şerif Gören’in “Derman” ın da Hülya Koçyiğit’in ayaklarını karla ovdukları sahne aklıma kazınmış dedi bir başka dostum, Deniz..(Ki kıştan hiç korkmaz kendisi, senelerdir sakladığım bir buz kristalinin fotoğrafını çekip, basıp getirmişti). Evet kışı sevmiyorum, sevemedim ama bana onu anlatanları, onun fotoğraflarını çekenleri ve onun hakkında yazdıranları çok sevdim.
Not: Tamam sıcak bir bitiş oldu ama bu yazıyı sıcak bir fincan çayla birlikte okuyun siz yine de..
Beyhan Gültaşlar

Comments are disabled for this post